BALIKESİR VALİSİNE AÇIK MEKTUP
Sayın Vali’m Bu mektubu üzülerek ve istemeden yazıyorum. İnsan istemeden ve üzülerek niye birine mektup yazar? diye düşüneceksiniz. Yazar, çünkü ben sizin sadece “biri” olmadığınızın farkındayım. Basından izlediğim kadarı ile de vatandaşın sorunları ile...

Sayın Vali’m
Bu mektubu üzülerek ve istemeden yazıyorum.
İnsan istemeden ve üzülerek niye birine mektup yazar? diye düşüneceksiniz. Yazar, çünkü ben sizin sadece “biri” olmadığınızın farkındayım.
Basından izlediğim kadarı ile de vatandaşın sorunları ile yakından ilgisiniz. Bu ilgi politik de değil. En azından ben samimi olduğunuza inanmaktayım.
Sayın Vali’m, SGK Balıkesir İl Müdürlüğü’nden; vatandaş hoşnut değil.
Özellikle telefonla arayanlarla dalga geçiliyor.
Ve abartısız hiç kimse o kurumda aradığına -dakikalarca telefonda beklemesine rağmen - ulaşamıyor. Bunu bizzat test ettim.
Siz de sıradan bir vatandaş olarak denerseniz, bana hak verirsiniz.
Sayın Vali’m, basının halkın gözü , kulağı ve sesi olduğu bilinciyle benim de muzdarip olduğum bu sorunu kamunun isteği doğrultusuna köşeme taşımak zorunda kaldım.
Ve SGK il müdürünüze açık mektup yazdım. Ve bu Velhasıl gazetesinde yayınlandı. Ardından ,personelini uyardı mı umudu ile yine SGK ‘yı aradım.
Ancak nafile...
Müdüre ulaşmak istedim. Toplantısı varmış.
"Eee koca müdür tabii" dedim.
Koca müdür. Toplantı yapar.
Vatandaş emekli olacağım nasıl olsa maaşımla öderim diye, bankadan kredi çekip SGK ‘ya birikmiş borcunu ödemiş ancak bakanın verdiği söze rağmen üç aydır emekli olamamış, durumunu öğrenmek için telefon ediyor, telefonda adeta vatandaşla kafa yapıyorlar.
“Şu birimi bağlar mısınız”? Önce bir dakika uzun dıt sesi, sonra kısa dıt, dıt. Yeniden dene yeniden aynı durum.
Vatandaşın durumu bu.
Ama koca müdür toplantıda…
Yavaştan Kemal Sunal filmlerindeki devlet dairelerine dönüyoruz.
Koca müdürlerin hikayeden toplantılar yaptığı sahneler başladı Türkiye’de.
Sayın Vali’m bize demezler de size derler; “neymiş o toplantı?” Kimler katılmış? Ne kararlar alınmış?
Biz zavallı bir halkız sonuçta.
O koca müdür.
Biz soruyoruz : SGK’daki bu vurdumduymazlık nedir?
Bu , santralinizdeki arayanlar ile dalga geçmek, hangi gelenekte vardır?
Ama koca müdür işte . Toplantıda hep.
Sayın Vali’m biliyorum ya da ben öyle algıladım.
Siz koca Vali değilsiniz .
Siz halkın valisisiniz.
Sizden EYT yasası çıkınca havalara uçan, lakin üç aydır sevinci kursağında kalan, durumun öğrenmek istediğinde kurumda azarlanan, telefonda dalga geçilen sıradan vatandaşların isteğiyle onların adına bir talebim olacak:
“ SGK müdürü 19 Haziran sabahı kimlerle toplantı yapmış? Bu toplantıda maaş bağlanmasını dört gözle bekleyenlerin durumu görüşülmüş mü?"
Telefonda halkla dalga geçen personelin dikkati çekilmiş mi?
Sayın Vali’m bizi ciddiye almadılar.
Koca müdür oldukları için…
Sizi alırlar...
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Maris Populi; Marmara, Ege, Akdeniz İnsanları
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?