23 Ağustos 2026 Pazar
USD/TRY:48,08 ₺EUR/TRY:56,19 ₺ALTIN:7.107,39 ₺Bandırma:21,6 C
Köşe Yazısı

BEN DE ÖZÜR DİLİYORUM

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 2010 yılında dönemin başbakanı olarak Dersim olaylarıyla ilgili “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa ben özür dilerim ve diliyorum” sözleri, devlet adına özür kavramını gündeme...

Velhasıl Gazetesi
BEN DE ÖZÜR DİLERİM

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 2010 yılında dönemin başbakanı olarak Dersim olaylarıyla ilgili “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa ben özür dilerim ve diliyorum” sözleri, devlet adına özür kavramını gündeme taşımıştı.

Daha çok siyasi tabir olarak kullanılan ‘devlet adına özür’, uluslararası alanda bağlayıcı olarak niteleniyor ve devlet adına gerçekleştirilen eylemlerde yapılan hataların kabul edilmesi anlamına geliyor.

Tarihler 14 Mart 2010’u gösterdiğinde Erdoğan, Abdi İpekçi Spor Salonunda düzenlediği Roman buluşmasında, “Roman vatandaşlarım benim vatandaşımdır ve bu ülkede 10 yıllardır vatandaşlık hukukundan dahi istifade edememişlerdir. Ben onlardan bu devlet adına özür diliyorum” sözleriyle Romanlardan devlet adına özür diledi.

Bu özür Roman açılımının da temellerini attı.

Romanların ülkedeki refahını, sosyal hayata katılımını arttıracak çalışmalar ve politikalar geliştirilmesi hakkında sözler verildi. Strateji eylem planları yazıldı çizildi ancak tabana ne kadar indi, tartışmaya açık bir konu.

Avrupa Birliği’ne girme rüzgarlarının estirildiği bu süreci AB üyeleri de yakından takip ediyordu. AB Parlamentosu, uluslararası dernekler, kurumlar, AB üyesi ülkelerin elçilikleri, ülkemizdeki derneklerle azınlıklara ve dezavantajlı gruplar için yapılan çalışmaları Ankara, İstanbul, İzmir’de yapılan toplantılarla analiz ediyor yazılacak olan roman strateji eylem planının ayrıntıları tartışılıyordu.

İşte çarşı da tam burada karıştı.

***

CHP, AK Parti'nin yaptığı bu hamleye karşı partisinin Romanlara olan samimiyetini bir özür göstergesi olarak İzmir’den Özcan Purçu’yu meclise soktu. Purçu’nun meclise giren ilk Roman milletvekili olması nedeniyle tarihe geçen bir hamle oldu.

Milletvekili olarak sokmasını da bir özür olarak kabul edebiliriz. Bu olay ülkedeki Romanlar tarafından bir zafer olarak görüldü. Algıda CHP bir sıfır öne geçmişti.

Bir sonraki seçimde AK Parti’de İzmir’den Roman aday Cemal Bekle’yi milletvekili yaptı.

Türkiye’de iki Roman vekil  farklı partilerden olsa da Romanları temsil ediyordu. Ancak bu durum iplerin kopmasına neden oldu. Son derece hızlı başlayan kutuplaşma AK Partili ve CHP’li Romanları sorunları çözme yönünde siyasi olarak birbirine düşürdü ve düşürmeye devam ediyor.

2010 yılında başlayan Roman açılımıyla, Romanlar hızlı bir şekilde dernekleşme yoluna gitti. Projeler yazılıp çizilmeye başlandı. Roman dernekleri adeta proje uzmanlarının geçim kaynağı haline geldi. Büyük bütçeli projeler yazılarak etkinlikler ve çalışmalar yapıldı.

Ancak bugün görüyoruz ki hiçbir çalışma sorunları gidermiş gibi görünmüyor. Romanlar, açılımı da  milletvekillerini de görse sosyo-ekonomik durumlarında geneli itibariyle gözle görünür bir iyileşme yok.

Sosyal yardımları ve yaptığı çalışmaları Romanlara bir lütuf olarak gösteren her iki parti de sanırım istediği desteği göremedi. Ya da ölüm kalım mücadelesi olarak gördüğü bu seçimde Romanlara “Siz şöyle durun, zaten sizden her türlü oy alırız. Birbirinizle didişmeye, birbirinizi kötülemeye devam edin” diyerek parlamentoya seçilebilecek sıradan roman aday göstermediler.

***

Bu durumda hem CHP’li hem de AK Partili Roman vekiller, Roman toplumunu temsiliyet konusunda pek başarılı olamamış gibi duruyorlar. Vekillikleri döneminde sivil toplumu ayrıştıracakları yerde birleştirselerdi, bir iki derneğe değil de toplumun  geneline dokunabilselerdi ya da en azından bu yönde çalışsalardı, yerellerinde bir sonraki dönemi düşünüp seçmenine bağlı kalsalardı, partilerinin örgüt ya da teşkilatlarında kadrolaşsalardı, belediyelere meclis üyesi soksalardı durum böyle olmazdı herhalde.

Tabii ki onlar ve yakın çevresi için çok şey değişti. Partilerin yerel yönetimlerini söylemiyorum bile.

Romanların temsiliyeti konusunda hiç cömert değiller.

***

Bence iki vekilin meclise girmesi Roman toplumu için tek bir fayda sağladı. Hayal edilemeyen bir şeyin yani bir Romanın milletvekili olabilmesi düşüncesinin Roman toplumunda yer bulması.

Şimdi şunu merak ediyorum.

Sürekli birbiriyle didişen AK Partili ve CHP’li Roman dernekleri ne yapacak?

Kavga etmeye devam mı edecek ya da hangi partiden olursa olsun seçilebilecek bir Roman milletvekilini mi destekleyecek?

Ben söyleyeyim; çoğunluk levanına(parasına - şahsi çıkarlarına) bakacak, verilecek olan sözlere şak şak yapacak.

Romanlara ve insanların eşit, adil, özgürce yaşamasını savunan insanlara sesleniyorum. Tarih tekerrürden ibarettir yıllar sonra başımıza Hitler gibi bir deli gelirse vazgeçilecek, öldürülecek, yakılacak topluluk sizce hangisi olur?

Kusura bakmayın; eğer kızdıysanız, kırıldıysanız “bende özür dilerim“

ROMANLAR SOYKIRIMA UĞRADI

Devamı

İlginizi Çekebilir

Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim

Köşe Yazısı

Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim

Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

22 Ağustos 2026 01:28
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

Köşe Yazısı

POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...

​Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

13 Ağustos 2026 22:26
MUALLA SABIR GÜVEN

Köşe Yazısı

ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI

Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

13 Ağustos 2026 22:21
GÜZEL BAŞLANGIÇ

Köşe Yazısı

GÜZEL BAŞLANGIÇ

2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

11 Ağustos 2026 16:07
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Köşe Yazısı

Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın

Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

11 Ağustos 2026 15:59
BANDIRMASPOR TAM NOT

Köşe Yazısı

BANDIRMASPOR TAM NOT

İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

09 Ağustos 2026 07:14
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

07 Ağustos 2026 18:16
BİR İHALE ÖYKÜSÜ

Köşe Yazısı

Aynı Film, Farklı İsim Olmasın

Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

06 Ağustos 2026 12:44
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

Köşe Yazısı

EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?

​Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

04 Ağustos 2026 22:47