BİR İHALE ÖYKÜSÜ
Bir İhale öyküsü: Susurluk Şeker Fabrikası, Elektronik kamu alım platformu (Ekap) üzerinden izolasyon ve kaplama hizmeti alım ihalesi açıyor. İhaleye beş firma teklif veriyor. En düşük teklif, 1 milyon 275 bin Lira ile Gündoğan Mimarlık'a ait. Diğer firmalar 1 milyon 332 bin, 1 milyon 540 bin, 1 milyon 640 bin ve 2 milyon 660 bin Lira şeklinde sıralanıyor. Bu durumda ihalenin kime kalması lazım? Ama o da ne? En yüksek teklif veren (2 milyon 660 bin Lira) ihaleyi almaya hak kazanıyor.

Niye?
Çünkü Şeker Fabrikasının uzmanları yaklaşık maliyeti 3 000, 000 Lira olarak öngörmüşler.
İhale yasasına göre yaklaşık maliyetin yüzde kırk altında teklif veremiyorsun.
Verdin iki şık var: ya doğrudan eleniyorsun ya da senden bu işi bu paraya nasıl yapacaksın diye soruyorlar; ikna edersen ihaleyi alıp işe başlıyorsun.
Ne yazık ki; bu ihale şartnamesine düşük teklifler verenler doğrudan elenecektir yazılmış.
Oysa teamül en düşük teklif verenden, " bu işi bu fiyata nasıl yapacaksın diye yazılı açıklama istenmesi ; o, inandırıcı bulunmazsa aşağıdan yukarıya doğru sırayla diğer teklif veren firmalardan açıklama istenmesi şeklinde.
Ama burada bu yok.
Ve sadece bir firma öngörülen yaklaşık maliyete uygun teklif vermeyi kestiriyor. İhale, en düşük tekliften iki kat fazla veren firmada kalıyor. Soruyorsun prosedür diyorlar.
İtiraz itiraz ihale iptal ediliyor.
Akıllara hemen şu soru geliyor : "Ya itiraz edilmeseydi?
Tüyü bitmemiş yetimin hakkı vicdansız bir müteahhit firmaya peşkeş çekilmiş olmayacak mıydı?
Ayrıca, yaklaşık maliyet hesabı yapanlardan bunun hesabı soruldu mu?
Bundan sonra ne mi oldu?
Hemen ardından bu kez kapalı zarf pazarlık usulü ihale açıldı.
İş konusu aynı.
Sonradan ne değişti de en güvenli ihale yöntemi olarak söylenen Ekap'tan vazgeçildi ve birden maliyet 2 milyona çekilip pazarlığa dönüldü.?
Muamma...
Peki kapalı zarf pazarlık usulü ihalesinde ne oldu, dersiniz?
Yine en düşük teklifi 1 milyon 399 bin lira ile Gündoğan Mimarlık verdi.
Ama yine ihaleyi alamadı.
Peki gerekçe neydi?
Verilen iş deneyim belgesinin başında "yapım"yazıyormuş. İhalenin konusu hizmet alımı imiş.Alım hizmet ise ; yapım yazan iş deneyim belgesi geçersiz oluyormuş.
Oysa; bitirilen her konut inşaatında kaplama ve izolasyon vardır.
Ve bu hizmetin belli bir hak ediş karşılığı vardır.
İş deneyim belgesi istenmesinin amacı nedir?
İhaleyi alacak firmanın izolasyon işini yapacak deneyiminin olup olmadığı değil mi?
Gündoğan Mimarlık Ekap'ın onayladığı güncellenmiş rakamla 23 milyonluk iş bitirme belgesini başında yapım yazdığı için kabul edilmiyor.
Araştırsalar Ekap'tan öyle bir iş bitirme belgesi almanın ne denli zor olduğunu hatta Susurluk'ta Ekap onaylı bir iş bitirme belgesine sahip yüklenici firma bulamayacaklarını görecekler.
Komisyon başkanı tam tersi sanmış olmalı ki :"Ekap'a yazan herkes o belgeyi alır, diyor . Gündoğan Mimarlık'ı bir nevi sahtekarlıkla suçluyor.
Yazın da alın bakalım. Kim doğru söylüyor
O belgedeki kat karşılığı hizmet sözleşmesinde izolasyon ve kaplamanın tekabül ettiği tutar 2 milyon küsür.
Komisyonun aradığı ise verdiğimiz teklifin yüzde yirmibeşi , yani 350 bin lira falan.
Firma yetkilisi itiraz ediyor.
Konuşuyor. Hatta yalvarıyor:
"Bize inanmıyorsanız sorun soruşturun ona göre karar verin, en uygun teklifi biz vermişiz devleti "yanlış anlama" ile zarara sokmayın dedik ,olmadı.
Oysa araştırsalar: "Hizmet alım ihalesi mevzuâtı" 3/ç maddesinde aynen şöyle yazıyordu:
ç) İş deneyim belgesi: Adayın veya isteklinin ihale konusu hizmet veya benzer hizmetlerdeki mesleki deneyimini gösteren, hizmet alımlarında iş bitirme belgesi, yapımla ilgili hizmet işlerinde ise iş bitirme belgesi, iş durum belgesi, iş denetleme belgesi ve iş yönetme belgesi"
"Yapımla ilgili hizmet işleri" diyor.
Gündoğan Mimarlık da onu diyor.
"Biz sunduğumuz belgede arsa sahibi ile Müteahhitlik hizmet sözleşmesi yaptık ve yapı kullanma izni alıp işi teslim ettik.
Bunu belediyenin ilgili birimi onayladı.
Bunun içinde 2 milyon Liranın üzerinde izolasyon ve kaplama yapım hizmeti var. "
Yok...
Şikayet et diyor yetkililer.
"Kimi kime"???
Biz halka şikayet ederiz.
Halk adına görev yapanlar, yetki alanlar milletin vekilleri ilgilenirse belgeler elimizde.
Yasa bozuksa değiştirsinler, prosedür yanlışsa kaldırsınlar, liyakat yoksa liyakatlısını atasınlar, suç varsa suç duyurusunda bulunsunlar...
İlgilenmezlerse "böyle gelmiş; böyle gider"...
Nereye kadar????
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?