ÇINARLI’NIN KADERİ ÇÖPLÜK OLMAMALIYDI
Daha önce de Çınarlı Mahallesi’nin çöplüğe dönen sokaklarıyla ilgili “Kaybolan Bandırma” başlığıyla haber yapmıştım. Herhalde hakikaten kaybolmuş olmalı ki bulamadıkları için bakımsızlıktan harabeye dönmüş. Giderek de harabe büyüyor…Gözden mi çıkarıldı?.. Bu...

Daha önce de Çınarlı Mahallesi’nin çöplüğe dönen sokaklarıyla ilgili “Kaybolan Bandırma” başlığıyla haber yapmıştım. Herhalde hakikaten kaybolmuş olmalı ki bulamadıkları için bakımsızlıktan harabeye dönmüş. Giderek de harabe büyüyor…Gözden mi çıkarıldı?..
Bu soruyu sadece ben değil vatandaş da haklı olarak soruyor. Örneğin, kim? Bir Bandırma sevdalısı, Bandırma aşıkı Sebahattin Pradavalı da soruyor: “Görev kimin? Kim bu mahalleye sahip çıkacak kurum?” diye soruyor. Başta Bandırma olmak üzere, ülke genelindeki kentlerin olsun, tarihi nesnelerle ilgili yüzyılı geçmişlerini gösteren, elde ettiği tarihi fotoğrafları sosyal medyada yayınlayarak güzel ve çok faydalı bir kültür hizmeti verdiğine inandığım Sebahattin Pıradavalı (70) özellikle daha düne kadar keman seslerinin, klarnet seslerinin yankılandığı, Roman vatandaşların yoğunlukta bulunduğu Çınarlı ve Paşamescit mahallesiyle ilgili sosyal medyada yazıp yayınladığı “şikayetname”yi aynen bu köşe yazımda misafir ediyorum:

------------------------------------------------------------------------------------- “Burası Bandırma’nın en eski mahallesi… Çınarlı Mahallesi, Çınarlı Caddesi ve devamında ada sokaklar… Bandırma’nın en eski tarihi anıt çeşmesi olan Çınarlı çeşmenin yıkılan Süleyman Şeker İlkokul’un bulunduğu alan ve çeşmesi… Pislik içinde… Mahalle halkı feryat ediyor artık… Çiçekten fidandan vazgeçtik artık…Hastalık saracak mahalleyi… Paşabayır, Paşakent mahallesinde yaşayan sevgili Bandırmalı hemşerilerimizin hak ederek istedikleri ve gerçekten güzel görünümünde olan çiçekli yeşil alanlı çevrenin birazını olsun biz de istiyoruz, diyorlar. Müteahhitler de el atmışlar mahalleye satın aldıkları evleri yıkıp molozlarını almadan olduğu gibi bırakıyorlar. Ne bir çit ne de bir perde! Görünüm; sanki savaşta bombalanmış bir hal…Çöp arabası arada bir uğrayıp dolmuş çöp konteynırlarını boşaltıp gidiyor. Konteynırın iki adım ötesi yerler çöp yığını… Durumdan vazife çıkaracak kimse yok mu?” Görev kimin? Kim bu mahalleye sahip çıkacak kurum? S.P. ---------------------------------------------------------------------------

Sabahattin arkadaşımız görüldüğü gibi içini kısa ve öz dökmüş… Çektiği fotoğraflarla da belgelemiş… Şimdi de müsaade edilirse “şikâyetnameye” bir satır da ben ilave edeyim: Fotoğrafta görüldüğü gibi Çınarlı mahallesine adını veren çınar ağacı ile çınarlı çeşmesi Çınarlı Mahallesi’nin merkezinde bulunuyor… Ama işte mahalle merkezi de, tarihi çeşme de çöplük alan içinde kalmış, pislikten görülmüyor…Paşamescit de dahil… Mahalleler SOS veriyor!...
YAZAR: Erdem ÖZCAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?