DÖRTLÜLER
Son yıllarda otomobiller, insanların günlük yaşamında vazgeçilmez bir parça haline geldi. Artan nüfus ve kentsel dönüşüm projeleriyle birlikte, otomobil trafiği de ciddi şekilde yoğunlaştı. Bu durum, trafik güvenliği açısından yeni sorunların ortaya çıkmasına...

Son yıllarda otomobiller, insanların günlük yaşamında vazgeçilmez bir parça haline geldi. Artan nüfus ve kentsel dönüşüm projeleriyle birlikte, otomobil trafiği de ciddi şekilde yoğunlaştı. Bu durum, trafik güvenliği açısından yeni sorunların ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Son zamanlarda trafikte araba kullananların tavırları ,kendince ürettikleri trafik iletişim metotları geliştirdiklerinin farkına vardım. Ama en dikkat çekici şey dörtlü ikaz flaşörlerinin amacı dışında kullanılması. Dörtlü ikaz lambaları, sürücülerin bir arıza veya kaza durumunda diğer sürücülere uyarıda bulunmak için kullanılması gereken bir araçtır. birçok sürücü, bu lambaları, park yerlerinde ya da yol üzerinde durup beklerken kullanmaya başladı. Kısa süreli duraklamalarda veya alışveriş yaparken, dörtlü ikaz lambalarının açık bırakılması yaygın bir hâl almıştır. Bu durum, dikkatsizlik ve bilinçsizlik olarak nitelendirilebilir.
Dörtlü ikaz lambalarının sürekli yanması, diğer sürücüler arasında kafa karışıklığına neden olabilir. Özellikle yoğun trafikte, bu tür durumlar kazalara sebebiyet verebilir. Ayrıca, gerçek bir acil durumda dörtlü ikaz lambalarının önemini yitirmesi riski vardır. Sürücüler, sürekli kullanıldığı için bu lambaların gerçek bir tehlikeye işaret ettiğini düşünmeyebilir. Bandırma trafiğinde özellikle caddelerde 2.siraya park eden araç sürücülerinden bahsedeceğim, bazen gerçekten de insanların sabrını sınıyorlar.
Adam aracıyla neredeyse yolu kapatmış, araçlar arkasında kuyruk olmuş bakkala girmiş bir şeyler alıyor, bakkalla sohbet edip gülüşüyor. 15 araba bakkaldaki sohbetin bitmesini bekliyor. Tabi arada işi olan, acelesi olan sabırsız şoförler basıyor kornayı. Arkadaş bakkaldan kafayı çıkartıp eliyle 1 dakika diyor, diğer şoförler ısrar edip korna çalmaya devam ederse arkadaş sert yapıyor “görmüyor musun ? Dörtlüler yanıyor, yanda dünya kadar boş yer var geçsene” diyor.
Tabi bu dörtlü yakan şoförler şehrimizde çokça. Akan trafikte yolu kapatıp mal indiren mi istersin, yolun kenarına çektiğini sanan, ikinci sıraya araç koyan, abi beş dakikaya gelirim deyip 2 saat yolu daraltan mı istersin.
Bu insanlar tam anlamıyla bencil ve tembel insanlar 50 metre yürüyecek diye kendinden başkasını düşünmeyen insan tiplerdir. Bunlara laf söyledi mi diklenirler "Bandırma da park sorunu var kardeşim" derler.
Bandırma’da trafik yoğunluğu ile şoförleri zorlayan insanları oyalayan bir kaç yer var. Hele sabah işbaşı ve akşam iş çıkışı saatlerinde insani çileden çıkartır bu caddeler biri Ordu Caddesi ikincisi Atatürk caddesi diğeri de Kurtuluş Caddesi. Bu trafiğe birde bu bencil insanlar eklenince kavga hazır. Araca sürttürenden ayna kırandan, arkadan vurana kadar elli tane olay olur. Toplu taşıma otobüsleri duraklara yanaşamayacak kadar park eden şoförler genel olarak baktığımızda trafik kaynaklı adli olaylar adliye de az yer tutmuyormuş. Bir çoğumuz trafikte kavga eden insan görmüştür. Bazı şehirlerde insanlar yol vermeme yüzünden bir birbirini öldürüyor.
Büyükşehirlerde araç kullanan insanlar “Bandırma’da da trafik mi var" diyebilir. Evet arkadaşlar Bandırma’da da trafik var! Bencil, kendini bilmez, tembel insanlar yüzünden, daraltılan yollarıyla saçma sapan şehir ve yol planları yüzünden şehrimde salak sulak tümseklerle birlikte ismini koymakta zorlandığım bir araç trafiği var. Herkes kendi kuralını koyuyor.
Kimi dörtlülerini yakar yol benim der, gündüz saati koca bir kamyon caddeyi kapatır, isteyen sağdan isteyen soldan gider, trafik ışıklarını söylemiyorum bile...
Bir şehri şehir yapan önemli olgulardan biri trafiktir.
Trafik bir uyum sürecidir.
Kaliteli bir trafik iyi idarecilerin, iyi bir belediyeciliğin ve eğitimli bir toplumun göstergesidir.
Bandırma 50 metre yürümeye üşenen tembel ve bencil insanların şehri olmasın...
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?