Kim ???
Susurluk'ta dedikoducular kazanıyor. Kendimden biliyorum. Ama şu tartışmasız:" Susurluk kaybediyor". İçinden ülkenin en işlek karayolu geçiyor. Demiryolu beş , liman 25 dakika mesafede.

Toprakları tarıma elverişli. Hayvancılık için biçilmiş kaftan.
Turizme uygun coğrafyaya sahip. Çaylak, Çataldağ, Gölet... küçük rötuşlar ve sıkı bir tanıtım ile bölgenin en gözde doğa turizm merkezi olacak harika yerler.
Lakin nüfusu belki yirmi yıldır aynı. Hatta düşüşte.
Kamu kurumlarında çalışanların en az yarısı Balıkesir'den gelip gidiyor.
Lojistik açıdan çok uygun olmasına karşın yatırımcılar yirmi, yirmi beş km ilerdeki Karacabey'i, Mustafakemalpaşa'yı, tercih ediyor.
Muhteşem bir askeri alanımız vardı. Yerel yöneticilerin beceriksizliğinden çarçur olup gitti.
Niye?
Susurluk'ta dedikodu lobisi çok güçlü.
Yalanlarla, iftiralarla.... sonuç almayı hep başarıyor.
Çünkü yönetici kadrosu dik durmayı beceremiyor.
Kiminle çalışması gerektiğini planlayamıyor. Kimi dinleyeceğini bilemiyor.
Siyasi ise de liyakatten çok nabza göre şerbet vermeyi tercih ediyor.
Aslında bunu da kasaba ile kent arasında gidip gelen Susurluk hak diyor. Yapacak bir şey yok.
YÖRSAN vardı bir aralar. Onun sayesinde Susurluk süt üretim merkezi haline gelmişti. Sahibi hakkında neler neler uyduruldu. Satıldı. Sonra beceriksiz yönetim yüzünden battı.
Kim kaybetti? Susurluk.
İnekler kesime gitti. Süt üreticisi büyük darbe yedi.
Susurluk Şeker Fabrikası. Deden toruna iş kapısı olmuş ilçeye. Onun için bile söylendi bir şeyler.
Kadrolu işçilere mana bulundu. Yattıkları yerden para alıyorlar dendi. Fesatlık ağır bastı. Sahip çıkılmadı kapandı.
Çürümeye terk edildi. Çıt çıkmadı Susurluk'tan.
Açıldı. Makineler ölmüş, çalışmaz dendi.
Çalıştı.
Ve bir müdür atandı: Kürşat ERDOĞAN
Genç, dinamik. Şiiri de seven.
Canını dişine takarak, gece gündüz demeden mesai kavramı tanımadan; siyaset gütmeden, liyakati esas alarak görev yaptı.
Hemen herkesin, her çalışanın, her esnafın, her STK'nın takdirini kazandı.
Çiftçilerle birebir ilgilendi. Ekilen pancarı yerinde denetledi. Onlarca ihale yaptı. Tek şaibe çıkmadı. Madalya takılmayı hak etmişti.
Ne oldu?
Ağrı Şeker Fabrikası'na sürüldü.
Dedikodu, karalama kampanyası yine kazandı.
Susurluk yine kaybetti.
Sorumlusu kim?
Ak Parti ilçe başkanı mı? İl başkanı mı?
Söylentileri, dedikoduları.... meclise taşıyan CHP Balıkesir Milletvekili Serkan SARI mı?
Kim???? Başarılı insanlara sahip çıkmayı bir türlü beceremeyen Susurluk mu?
Kim????
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?