KİMİNE CENNET, KİMİNE CİNNET (!)
Corona virüs Pandemisi nedeniyle yaşamın tüm alanları ile birlikte az ya da çok tüm ülkelerin ekonomileri olumsuz etkilendi. Önce insanlar eve kapandı. Tüketim alışkanlıkları değişti. Üretim azaldı. Bütün ülkelerde enflasyon oranları yükseldi. Tabi ki...

Corona virüs Pandemisi nedeniyle yaşamın tüm alanları ile birlikte az ya da çok tüm ülkelerin ekonomileri olumsuz etkilendi.
Önce insanlar eve kapandı. Tüketim alışkanlıkları değişti. Üretim azaldı. Bütün ülkelerde enflasyon oranları yükseldi.
Tabi ki enflasyon artışında dünya liderliğini kimselere bırakmadık. Resmi rakamlara göre enflasyon yüzde 100'lere (gerçekte yüzde 200 civarı) ulaştı.
Ardından gelen yıllarda da ülkemize has ekonomi modeli uygulamaları sonucunda yüksek enflasyon ve işsizlik oranları ile rekorlar kırmaya devam ettik.
2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri öncesinde uygulanan seçim ekonomisi ile asgari ücretin, kamu emekçileri ve emeklilerinin maaşlarına yapılan nispeten yüksek zam oranları ile artan maliyetlerden sonra seçim sonrasında döviz ve faizler de yükselmeye başladı.
Maaşlar enflasyonu , enflasyon dövizi, döviz faizi, faiz borsayı, borsa altını, altın petrolü... peşi sıra kovalayarak takip ediyor bu günlerde.
Bu kısır döngüde, göz açıp kapayıncaya kadar biri diğerini yakalıyor derken, diğeri öbürünü geçiyor. Sonu gelmeyecek gibi görünen bir kovalamaca..
Peki kimler kazanıyor kimler ne kaybediyor bu hengamede derseniz, orası aslında herkesin bildiği sır(!)..
Enflasyon arttığında elinde malı, gayrimenkulü olan, döviz arttığında dövizi, borsa endeksi arttığında hisse senedi, faiz arttığında bankada parası, altın arttığında yastık altında ya da bankada altını olanlar kazanıyor..
Kısacası menkul kıymet ya da gayrimenkul gibi bir yatırım ürününden gelir elde etmek için bu tür yatırım araçlarında birikiminizin olması gerekir haliyle..Yani bu yatırım araçlarında birikiminiz varsa elinizi sıcak sudan soğuk suya sokmadan birkaç ayda neredeyse yüzde 50'ye varan getiri elde etmeniz mümkündür. Yani o zaman diyebiliriz ki;
Türkiye sizin için cennet (!)...
Eğer kamu- özel sektörde maaş bordrolu, tarım, hayvancılık hizmet sektörü ile sanayide çalışan emekçi veya emekli iseniz olmayan birikiminiz ve dağ gibi borçlarınızla ailenizin sadece temel ihtiyaçlarını karşılayacak (çoğu zaman da karşılamayacak) kadar geliriniz varsa, vay halinize.. Dünden bugüne iğneden ipliğe gelen yaklaşık yüzde 50 zamlar ile sofradaki üç ekmeğinden biri gitti bile... İşte artık;
Türkiye sizin için cinnet (!) ülkesi...
YAZAR: Eyüp DEMİREZEN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?