MİLLİ İRADENİN SONUCU
Cumhuriyetin yüzüncü yılında yüzyılın seçimi gerçekleşti. Milli irade 13'ücu Cumhurbaşkanıni ve 28'inci dönem milletvekillerini seçti. Ülkemizde ve dünya çapında katılımı en fazla seçim olarak tarihe geçecek. 73 ülkede kullanılan oylarda bir önceki seçimde...

Cumhuriyetin yüzüncü yılında yüzyılın seçimi gerçekleşti. Milli irade 13'ücu Cumhurbaşkanıni ve 28'inci dönem milletvekillerini seçti. Ülkemizde ve dünya çapında katılımı en fazla seçim olarak tarihe geçecek. 73 ülkede kullanılan oylarda bir önceki seçimde %50,1 katılım gerçekleşirken 2023 seçiminde %52,6 'ya çıkaran vatandaşlarımız 1milyon 690 bin oy ile sandıklara gitti.
Seçim nizami bir sistem ile gercekleşti aksama ve gecikme olmadı. Oy kullanımında sağlıklı, sağlamalı iç ve dış politikaların Türkiye aleyhine olan tutumlarına karşılık her adımı hesap ederek sorgulayan bir seçmen kitlesi vücut buldu. İlgi fazlasıyla yer doldurdu. Aslında Türk halkı hem iç hemde dış güçlere güzel ve yerinde cevap verdi.
Uzun sözün kısası, Milletimiz Demokratik haklarını kullanarak demokrasisine sahip çıktı. Dünya'da da nefesler tutuldu . Başta Amerika, İngiltere, Fransa ve Katar dakika dakika yakından takip aldılar. Türkiye'ye nazaran Avrupa'da ki seçimlerde halkın sandığa olan ilgilerinin azaldığı görülmekte. Başka bir açı da MHP'nin sandıkda ki gücüydü. Seçmeninin de sahada verdiği cevap ortadaydı. Kendi ilkerine sahip ve sebat eden bir parti olarak Bahçeli oy için değil ülkesi için milliyetçiliğini ön planda tutarak hareket etmiştir.
MHP alnının akı ile 50 millet vekili, AKP iktidarı ise 267 milletvekili çıkardı.
Oyun içinde oyun oynayanlar, iktidarı devirmek için plan proje çizenler hem dış güçlerin hemde terör örgütlerinin desteğine rağmen yenilgiye uğradılar. Kamuoyunda diktatör, otoriter, gönderilmesi adına Erdoğan için algı yaratanlar, terör örgütüne ve dış basına sırtını yaslayanlar halkın bükülmez bileğinin ve bütünlüğünun gölgesi altında boylarının ölçülerini aldılar.
Sandıkların açılmaya başlaması ile Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş'ın Kılıçdaroğlu'nu 13'üncü Cumhurbaşkanı olarak ilan etmeleri çok yersizdi. Manipüle ederek bir yere varılmaz. Siyaset sabır ve doğruluk gerektirir. Millet ittifakı kendi içlerinde çöküşe geçti. Muhalefetin sürekli olarak kampanya süresince öne sürdüğü güclendirilmiş parlamenter sistem devre dışı kaldı. Bu nedenle kayıplarına alt yapı hazırlıyorlar.
Sandıklar açıldı durum ve tutum meydanda. Oyların çoğunu alan Cumhur ittifakı 28 Mayıs Pazar günü 2'nci turda iktidarın hedefi olarak gözüküyor. Halkımız yine sarsılmaz ve şaşmayan milli iradesi ile üzerine düşen görevi yerine getirecektir. Milletim, vatanım için herşeyin hayırlısı olmasını temenni ediyorum.
YAZAR: Meliha ATEŞ
" Milli Park Yerinde Sayıyor "
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?