Önümüzdeki Beş Yıl
Objektif olamayınca çuvallamak olağan. Niye ?Çünkü gözlüğün yanları kapalı. Görülen sadece görmek istediğin nokta. Böyle olunca da bakmak yani incelemek havada kalıyor. Nurettin Güney millet ittifakının belediye başkanıydı. Güney'i başarısız gösterme çabaları...

Objektif olamayınca çuvallamak olağan. Niye ?Çünkü gözlüğün yanları kapalı. Görülen sadece görmek istediğin nokta. Böyle olunca da bakmak yani incelemek havada kalıyor.
Nurettin Güney millet ittifakının belediye başkanıydı.
Güney'i başarısız gösterme çabaları aynı zamanda CHP'nin de içinde bulunduğu seçmeni yanlış tercih ile suçlamak değil mi?
Beş yılın sorgulamasını zaten halk yapacak.
Ayrıca, çalmadı çaldırmadı; yemedi yedirmedi... günümüz siyasetinde önemli bir slogan. Siyasetin geldiği noktada en çok üzerinde durulan meziyet.
Ve çaldırmamak yalnızca hırsızı görünce eline vurmak olarak algılanmaz.
Örneğin işyerinize alarm tesisatı kurarsınız, işyerinizi kameralar ile donatırsınız; ya da evinizde hırsızların girebileceği cam, kapı, balkon... gibi yerleri demir korkuluklarla donatırsınız; hırsızlara imkan vermemiş olursunuz. Çaldırmamış olursunuz.
Çaldırmamak yerel yönetimlerde de farklıdır mesela. İhaleleri halka açık yaparsınız. Görev bölümünü denetimin esas olduğu bir sistem üzerine kurarsınız. Ekibinizi liyakat sahibi kişilerden oluşturursunuz. Esnaftan alışveriş yaparken, teklif mektubu alırsınız.
Uzatılır bu örnekler.
Sonuçta bu kurallara uyduğunuz süreçte kamu malını çaldırmamış olursunuz.
Daha öte çalmaya teşebbüs edilmesinin önüne geçtiğiniz için de suç duyurusunda bulunmak zorunda da kalmazsınız.
Nurettin Güney'in çok doğal ve ses getiren bu sloganını hukuki terimlerle boşa çıkartma çabasının tek nedeni objektif olamamak.
Buna boşa düşmek de deniyor.
Mesela Nurettin Güney'in konvoyundaki traktörlerle dalga geçmenin nedeni de objektiflikten ayrılmaktı.
Oysa , Nurettin Güney ile dalga geçeceğim derken aslında köylü küçümseniyordu. Ziraat Odası Başkanlığı da çiftçinin önemli bir örgütüydü sonuçta. Onun başkanı olmak da onurlu bir işti.
Madalyonun bir diğer yüzü de Ahmet Akın her gittiği kırsal mahallede traktörlerle karşılanıyordu. Yetmedi Ahmet Akın traktör kullanırken resim veriyordu medyaya.
Ahmet Akın da Balıkesir Ziraat Odasına aday olmuş mu, diyeceğiz şimdi.
Bunlar boş iş. Magazin.
Tekrar söylüyorum. Sataşmak kimseye bir şey kazandırmaz.
Bu toplum kavgayı sevmiyor.
Susurluk hepimizin.
Kim ne derse desin son beş yılda özellikle sosyal yaşam açısından çok güzel bir yere geldi.
Artık ihalelerde, mal alımlarında... tek söylenti yok.
Birini desteklemek bir öncekini karalamakla olmaz. Olmadı.
Muhalefetin en büyük handikabı da bu zaten.
Daha iyisini sunun.
Çarpıcı projeler üretin.
Gazeteciyseniz önerin.
Adaylardan söz alın. Ve bunu köşenizde paylaşın ki geri adım atamasınlar.
Örneğin ben, Fahrettin Şener'e şu soruyu yönelttim açıkça: " Siz yarın başkan olduğunuzda çevrenizi birileri sarıp; tiyatro günah , şiir komünist işi... deyip Kongre ve Kültür Merkezine kilit vurulsun ya da bu güzelim yer farklı amaçlarla kullanılsın, diye baskı yaparsa ne yaparsınız?, dedim. Çünkü partisinden dolayı böyle bir risk vardı.
"Kesinlik öyle bir şey olmaz, kültürel etkinlikler artarak sürecek," yanıtını aldım.
Ve bu söz " Velhasıl gazetesine" manşet oldu.
Çağdaş Susurluk'a hizmet bu.
Onu karalamak, bununla dalga geçmek değil!
Nurettin Güney'in referansı beş yıllık icraatı. İyi ya da kötü. Bunu halk değerlendirecek.
Biz, hepimiz önümüzdeki beş yıla bakalım.
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?