Şeker Fabrikası Müdürü'nün üretim çabası
Susurluk Şeker Fabrikası Müdürü Kürşad Erdoğan büyük oynuyor. Fabrikanın 42 yaşındaki genç müdürü Erdoğan, geçen yıl bölgede yapılan 30 bin ton pancar kapasitesini gelecek yıl minimum 500 bin ton, maksimum 800 bin ton olacak şekilde arttıracak planı da...

Susurluk Şeker Fabrikası Müdürü Kürşad Erdoğan büyük oynuyor.
Fabrikanın 42 yaşındaki genç müdürü Erdoğan, geçen yıl bölgede yapılan 30 bin ton pancar kapasitesini gelecek yıl minimum 500 bin ton, maksimum 800 bin ton olacak şekilde arttıracak planı da hazırmış. 30 bin tondan 800 bin tona…Yani az da değil. Bu önemli iş öyle oturduğu yerde elbet olmaz. Genç bir fabrika müdürünün böylesine önemli bir projeyi gerçekleştirmek için kolları sıvamış olması gerçekten sevindirici. Başarılı olması halinde herkes kazanacak. Fabrika kazanacak, eken –biçen kazanacak, çalışan, taşıyan; özetle ülke kazanacak. Ve böylesine bir bürokrat başkalarına da inşallah örnek olur… Koltuğundan kalkacak sorun nerdeyse oraya gideceksin.. Müdür Erdoğan göreve yeni başlamış… Açıklamalarına bakacak olursak köy köy gezeceğini, pancar ekimini anlatacağını ve büyük projeler geliştireceğini söylüyor. Zaten başka türlü de olmaz… Müdür beyin hedefi büyük…30 bin tondan 800 bin tona…Hedefi; geçen yıl önceki müdür Hakan Çelik’in 652 bin ton işlediği pancar miktarını aşmak…Zaten Hakan Çelik bu miktara başka merkezlerden gelen pancarlar sayesinde ulaşmış. Kürşad Erdoğan ise sadece Susurluk merkezde ekimi yapılan pancardan bahsediyor. Zaman içinde pancar ekicisi küstürüldüğü için pancar ekim sahaları çok azaldı; onun yerine domates ve çeltik ekimi aldığı için Müdür Erdoğan işe küskün pancar ekicisiyle barışmaktan başlamış. Ancak bu iş hiçte öyle kolay oluyor…Olması için sonunda pancar ekicisine öyle güzel, yani tatmin edici bir fiyat verilmeli ki tam barışma olsun ve pancar ekicisi seve seve tarlasına koşabilsin… Bunun için de devlet desteği şart… Yoksa istediği kadar proje geliştirsin öylece kalır… Pancar konusu böyle; ancak galiba şeker satışında sorun varmış… Tatlıcılar direk fabrikadan şeker satın alabiliyorlarmış ama bakkaliye toptancılarından sadece bir firmaya şeker satma yetkisi verilmiş, bu da piyasada karaborsaya kadar varan değişik fiyatların oluşmasına sebep oluyormuş… Celal Bayar ve Adnan Menderes tarafından 1955 yılında hizmete açılan Susurluk Şeker Fabrikası satılmaktan son anda kurtulmuştu. Yapmayın, etmeyin, altın yumurtlayan fabrikayı satmayın demiştik… Satılmadı ve şimdi 4 yıldan beri şeker üretmeye başladı. Şeker pancarı sadece şeker demek değil, ayni zamanda küspe ve melas demek, alkol demek kısaca Türk çiftçisinin “gıdası” demek… Pancar ekimi genelde bizim bu bölgede Bursa, Balıkesir ve Çanakkale’nin ilçelerinin verimli topraklarında yapılıyor. Bu yerler; Bandırma, Mustafa Kemal Paşa, Karacabey, Susurluk, Gönen ve Biga… Ama şeker pancarı değişik iklimlerde de yetişme özelliği nedeniyle Erzurum, Kars, Konya ile Trakya bölgesinde de üretimi yapılabiliyor… İşte şeker pancarı böylesine önemli bir tarım ürünü. Bunun için de ekiminden harmanına, yaz-kış demeden, yağmur-çamur demeden bizim için çalışan çiftçimiz desteklenmeli.
Yazar: Erdem ÖZCAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?