ŞİKAYET FALAN ETMEYECEĞİM!!!!
Sırrı Süreyya ÖNDER'i en başından bu yana severdim . "Önce İnsan'dı". Kürt değildi ama barıştan söz edenlerin vatan haini ilan edildiği dönemlerde "barışın elçisi" oldu. Siyaseti hep daha güzel bir yaşam yolunda fikir üretmek, ve bu fikirlerin doğrultusunda...

Sırrı Süreyya ÖNDER'i en başından bu yana severdim.
"Önce İnsan'dı". Kürt değildi ama barıştan söz edenlerin vatan haini ilan edildiği dönemlerde "barışın elçisi" oldu.
Siyaseti hep daha güzel bir yaşam yolunda fikir üretmek, ve bu fikirlerin doğrultusunda mücadele vermek olarak gördü . Öyle de yaptı. Rüzgara göre değişmedi.
Toplumu imar edenlerin algı yönetimlerine kanmadı. "Nabza göre şerbet verme" ilkesizliğine düşmedi.
Onun için Kürt , Laz, Çerkez... olmak değildi esas olan. "İnsan olmaktı".
Ve toplum "Önce İnsanız" ilkesini ne kadar benimserse; besin kaynağı ırkçılık olan faşizmin, sermayeyi korumak ve kollamak için kurguladığı senaryolar o kadar cılızlaşacaktı.
Sırrı Süreyya hiç bir zaman uydurma solculuk akımına kapılmadı.
ÖNDER ; faşizmin" bireyleri hamasetle dalgalandırdığı hatta savurduğu" yıllarda hep dik durdu. Hep "barış" dedi.
Sırrı Süreyya ÖNDER devrimciydi. Halkların kardeşliğinden yanaydı.
En başından bu yana.
Gerçek olan buydu.
Ne yazık ki bu gerçek, Devlet BAHÇELİ'NİN çıkışına kadar pek kabul görmedi.
Aksine " barış, halkların kardeşliği... " diyenler vatan haini damgasını yedi.
Oysa bugün hemen tüm siyasi parti başkanları ÖNDER için başsağlığı mesajı yayınlamakla kalmadı. Çoğu cenazeye bizzat katıldı.
Var mı o "DEM Partisine " selam verenleri bile terörist sevici, hain ilan eden gazeteci kılıklı kiralıklardan çıt?
Örneğin, Sırrı Süreyya ÖNDER çok değil üç beş ay önce vefat etmiş olsaydı ve Özgür ÖZEL cenaze törenine yine katılsaydı.
O törende Özgür ÖZEL'E yumruk atan Osmanlı torunuyum diyen evlat katilini, kahraman ilan etmek için yarışa girmez miydi gazeteci kılıklı tetikçiler? İnek hırsızı için yaptıkları gibi.
Ve toplumun emli bir kısmı bu onursuz kalemlerin tahrikleri ile CHP'Yİ bir zamanlar olduğu gibi yine terör sevici ilan etmez miydi?
İşte ülkenin en temel sorunu bu.
Ülkenin kendine sağıcıyım veya solcuyum diyen bireyleri aslında kendini sağcı veya solcu sıfatı ile niteleyen parti liderlerine göre anında dönüşüveriyor.
Ve bir bakıyorsunuz kardeşçe yaşamı savunucuları , demokrasiden barıştan taviz vermeyeceğini haykıranlar bir anda faşistleşiveriyor.
Ve ne yazık ki her koşulda partisine göre tavır alanlar hep en makbul; gelişmelere kendi fikirleri doğrultusunda tavır alanlar dönek.
"Bu bir oyun", demekten yorulduk.
Ve bu oyuna gelmeyecek toplumsal bilinç olmadığı için yorulmaya devam edeceğiz. Farkındayız.
Ahmet KAYA olayına henüz tarih el atmadı.
Lakin el attığında mutlak en solcuların(!) onursuzca davrandıklarını bir yere not düşecektir.
Biz, o zaman da Ahmet KAYA'NIN yanındaydık mesela.
Bir zamanlar gündem olan "barış sürecini" iktidarın kim olduğuna bakmaksızın destekledik mesela.
İktidarın samimiyetine inanıp, toplumdaki gerilimi azaltmak için risk alan sanatçıları da destekledik mesela.
Çünkü biliyorduk ki asıl olan isimler, partiler .... değil; asıl olan toplumsal BARIŞ'tı.
Barış sürecini siyasi hesaplarla bitirenler siyasilerdi.
Barış sürecine siyasilerin siyasi hesaplarına bakmaksızın destek verenler aydınlardı.
Onlar sonradan anladılar siyasilerin siyasi çıkar planlamalarında oyuna geldiklerini, kullanıldıklarını.
Lakin, toplum, toplumu para karşılığında birilerinin isteklerine göre imar edenleri dinledi.
Sırf barış olsun diye yola çıkan sanatçıları aşağıladı.
Ve bunun başını da yine solcu milliyetçiler (!) yaptı.
Biz yine Barışı savunduk.
Yine barış için risk alan sanatçıları savunduk
Biz, en azından iç dünyamızda dik durmanın hazzını yaşadık.
Birileri de bizi her fırsatta "dönek" ilan ederek yerel iktidarın bir köşesine ilişmeyi başardılar.
Ve yetkiyi ellerine geçirdikleri gibi düşünce özgürlüğüne duydukları saygıyı(!) evimizin önüne koydukları çöp tenekesi ile tescillediler.
Kaldırmasınlar. Şikayet falan etmeyeceğim. Vazgeçtim.
Şimdi zamanı değil.
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?