"SOLMASIN ÇİÇEKLER"
Saf ve tertemiz yüreklerin nefes alacağı bir Dünya'nın var olması dileklerimle.. İnsan olmak ve insanlığın hakkını verebilmektir gaye. Keşke günahlarin işlenmedigi, kötülüklerin yaşanmadığı bir âleme sahip olsaydik. Kimsenin, kimseye zarar veremediği,...

Saf ve tertemiz yüreklerin nefes alacağı bir Dünya'nın var olması dileklerimle..
İnsan olmak ve insanlığın hakkını verebilmektir gaye. Keşke günahlarin işlenmedigi, kötülüklerin yaşanmadığı bir âleme sahip olsaydik. Kimsenin, kimseye zarar veremediği, başınızı yastığa huzurla koyabileceğimiz bir hayat.. Malesef bu kadar işte ,yanlız satirlarda dile gelen temiz temenniler.
Ve yine malesef,her toplumda yaşanmış ve yaşanmaya devam eden "COCUK İSTİSMARl" Ahlâk'in çöküşü ile hortlayan acı gerçek. Ne yazık ki önüne geçilemiyen,arttıkça artan vicdansizlik. Türkiye'de çocuk istismariyla ilgili dava sayısı son 10 yılda yaklaşık üç kat arttı.250 bin çocuğumuz istismara uğradı.TUİK'in 2019 verilerine göre suç mağduru olarak gelen 206 bin 498 çocuğun yüzde 15.2'si cinsel istismar kurbanı.
Bu oran yanlız bizde ki veriler. Vision'in verilerine göre her yıl World dünyada 1 milyar 700 milyon çocuğun istismara uğradığı rapor ediliyor. Brezilya'nın çocuk fahişelerinden, Tayland'taki çocuk seksi turizimine kadar olan küresel bir hastalık soluyor. Zalimin zulmüne YETERRRR artık demenin vakti geldi de geçiyor. " Ahlâk'in ahlaksızlarin elinde oyuncak olduğu bir toplumdan hayır bekleme" HZ ALİ radiyallahu anh. Bu satırı ne mükemmel anlatmakta.
Bu kadar halt işlenecek sonra kalkıp şeriat istemiyoruz diye ayağa kalkacaksiniz. Anlamını bilmediğiniz, öğrenmek istemediğiniz dini kanunlarin adını duyunca hemen renginiz atıyor, kül kesiyorsunuz. Allah rızası için örtüneni, namazını, niyazi eda edeni görüncede yapıştırıyorsunuz haddinizi aşan o iki kelimeyi, Yalla Arabistan'a..
Kur'an ayetleri ve sünnet'in fillerinden cikan değerli alimlerin cikarimlari ile olusturulan dini kanunlar toplamıdır. İnsanın hak ve hukuk'unu koruyup hükmün yerine getirilmesidir şeriat. Cumhuriyet ile yonetilmemiz menfeatlerimiz adına ilahi hükumlerin devreye girmesine mani bir engel olmamalı. Çoluk çocuk istismar ve tecavüze maruz kalacaklar,insanım diyen aşağılıklar her yerde kol gezecekler öyle mi? Sallandiracaksiniz şehrin meydanlarında o zaman görün caydırıcılık oluyor mu olmuyor mu? Hadimdi madimdi geciceksiniz bunları. Karartirsan günlük güneşlik çiçeklerin yarınlarıni ,ödeyecekler canları ile masumların ahını ..
Nedir dur durak bilmeyen, cizilemeyen adaletsizliğin sınırı? Duyun artık sessiz feryatlarin çığlığını, Göruverin, ölmeden mezara giren bedenleri. Dinmeyen göz yaşlarını,silinemeyen acıları bitmeyen cileleri.. Sebeplerden başta olmak üzere Televizyon dizileri ve programlari , Sanal alemde izlenme rekorlari kıran videolar rezilliğin boyutları,haddi aşan sapikliklardir.
Unutmayınız doğruyu söylemeyen dilsiz seytandir. Susmak sessiz kalmak kabullenmenin gölgesidir.
YAZAR: Meliha ATEŞ
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?