"SU" GİBİ ÖMRÜMÜZ OLSUN
Su, hayatın temel bileşenlerinden biridir. Tüm canlı organizmaların hayatta kalması ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için suya ihtiyacı vardır. Beslenmeden Tarıma ,sağlık ve hijyene ekosistemlerin işleyişinden ekonomik kalkınmaya kadar büyük bir öneme...

Su, hayatın temel bileşenlerinden biridir. Tüm canlı organizmaların hayatta kalması ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için suya ihtiyacı vardır. Beslenmeden Tarıma ,sağlık ve hijyene ekosistemlerin işleyişinden ekonomik kalkınmaya kadar büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenlerden dolayı, suyun sürdürülebilir yönetimi ve korunması büyük bir önem taşır. Su kaynaklarının etkin kullanımı, su kirliliğinin önlenmesi ve suyun adaletli bir şekilde dağıtılması, gelecek nesillere temiz su kaynaklarının sağlanması için kritik bir adımdır.
Sizlere bu yazımda yakın zamanda Marmara'da baş gösterecek temiz su sıkıntısından bahsetmek isterim...
Marmara Denizi etrafında yaşayan Bandırmalılar olarak Marmara’nın imkanlarından yararlanıyoruz ama bu nereye kadar devam edecek. Dünyada sıkça zikredilen iklim değişikliği, artan nüfus ve kentsel gelişimler, su kirliliği aşırı sulama, sızıntı ve kaçaklar, evsel su kullanımı, sanayi ve endüstriyel kullanım, bilinçsiz tüketim yakın zamanda başta Marmara bölgesinde olmak üzere adeta su savaşlarını başlatacak. Endüstriyel anlamda tedariği kolay sınıfta olan su artık tedariği ve masrafı göz ardı edilemeyecek noktaya geleceği kesin.
Bu işin ucu yine biz tüketiciye yani vatandaşa kesilecek, artan maliyetlerin yükü genellikle tüketicinin omzuna yüklenir.
Hadi endüstriyel alandan vazgeçtik. Evlerimizde içmek ve hijyen için kullanacağımız suyun zaman içinde kotaya girmesi çok uzakta görünmüyor. Bir ailenin aylık su tüketimi 50 m³ desek fazla kullanımlarda fahiş fiyat uygulamaları akla yatkın geliyor. Sokakları toz kalkmasın diye yıkayan esnaf, villalarında serinlemek için yapılmış havuzlar, her köşeye yapılmış çeşme hayratları artık her babayiğidin harcı olmayacak .
Annem anlatırdı, çaydan ya da çeşmeden su getirdiğini, çok uzak değil musluklar evlerde değilken bir kuşak öncesi, hayratlardan kuyulardan çok su taşımışlığı vardır. Fakat artık onların çeşmeye gidecek güçleri bizimde destiyi alıp suya gidecek çalışkanlığımız yok gibi. Gerçi insan zorda kalınca hayatta yapmam dediği şeyleri bir bir yapıyor ama...
Bende öyle bir yazdım ki sanki yarın su kıtlığı başlayacakmış gibi. Ancak böyle gidersek ilerisini görmek çok zor değil. Dünyanın 4/3 su diyorsunuz, bize yeter diye geçebilir içinizden ama yetmez inanın yetmez.
Biz içilebilecek kullanılabilecek, kirletilmemiş sudan bahsediyoruz.
Ne yapmalıyız.
Aslında olay çok basit
İklim değişiklikle mücadele etmek; sera gazı amisyonlarını azaltmaya çalışılmalı, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi teşvik edilmeli, su tasarrufu teşvik edilmeli, suyun etkin bir biçimde kullanılabildiği sürdürülebilir şehir planları yapılmalı, endüstriyel atıklar, tarımsal faaliyetlerde kullanılan peptisitler, gübreler, kanalizasyon, şehirsel atıkları bertaraf edecek arıtma sistemleri, yağmur toplama sistemleri gibi alternatif su kaynakları bulunmalı su politikaları ve kurallar konulmalıdır. İnsanlar su kullanımı hakkında bilinçlendirilmelidir.
Su kültürlere, toplumlara, savaşlara yön verir. Suyla ilgili çok atasözümüz ve deyimimiz var yazmakla bitmez.
Ben siz kıymet okurlarıma su gibi ömrümüz olsun deyip suyun her geçen gün kıymetinin arttığını hatırlatırım.
ÇADIR MI OTEL Mİ?
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?