KİM KAZANDI???
Bu aralar kamu kurumlarını yatırmak zorunda kaldık masaya. Çünkü hemen hangi devlet dairesine işimiz düştüyse gördükki laçkalık diz boyu. İnanın sorun sadece bizimle sınırlı olsa sinirlenip geçeriz. Köşemizde kullanmayız kesinlikle. Lakin, bizzat tanık olduk;...

Bu aralar kamu kurumlarını yatırmak zorunda kaldık masaya. Çünkü hemen hangi devlet dairesine işimiz düştüyse gördükki laçkalık diz boyu.
İnanın sorun sadece bizimle sınırlı olsa sinirlenip geçeriz. Köşemizde kullanmayız kesinlikle. Lakin, bizzat tanık olduk; liyakatsizlik, kamu kurumlarının iliklerine kadar işlemiş. Bunun yanında, vatandaşa hizmet etmek için maaş alan çalışanların çoğunda vatandaşa saygı da kalmamış. Açık yüreklilikle söylemek gerekirse AK Parti iktidarının ilk yıllarında girdiğiniz resmî kurumlarda kendinizi evinizde gibi hissediyordunuz. Ve işiniz hallolmasa bile size mutlak güler yüzle açıklama yapılıyordu.
Şu aralar devlet daireleri, iş bilmezlik yetmezmiş gibi kaprisin en yoğun yaşandığı kurumlar olmuş ne yazık ki? Bundan daha vahimi vatandaşın isyanını vatandaşın sesi olmakla görevli basının tespitlerini, eleştirilerini, hatta köşe yazılarındaki şikayetlerini ciddiye alan yok. Sanki devlet, vatandaşın vergileri ile beslenerek bir saltanat kurmuş. Ve vatandaşı ikinci, üçüncü sınıf olarak görmeyi kendisine bir hak saymış.
Bu hak sayma kamu kurumlarından vatandaşa doğru bir aşağılanma duvarı örmüş. Vatandaş yılmış. Çünkü isyanı, karşı çıkması, şikayeti, medyayı devreye sokması hiç ama hiç bir işe yaramıyor.
Haklı da. ………. Balıkesir il SGK örneğin.
Santrali var. Vatandaşa tuzak. Aradağına ulaşmak mümkün değil. Aradın, biri çıkıp ya da kasetten 'Özür dileriz çok yoğunuz telefonlarınıza bakamıyoruz,' dese. Tamam. Yok. Arıyorsun, kasetten bir hanım konuşuyor konuşuyor, sonra şu tuşa bas bu tuşa bas. Israrla bekle santral ardından kısa dıt sesi ve kapanış. Benim sorunum değil. Vatandaşın isyanı. Vatandaş adına müdürüne açık mektup yazdık. Olmadı, valiye yazdık. Henüz bir kıpırdama yok. Telefon tuzağı devam ediyor. ………. Geçtiğimiz gün Susurluk Tapu Müdürlüğü girdi ilgi alanımıza. Vatandaş Kalfaköy’den imarlı köy içinden bir parsel satacak. Hafta başında yani pazartesi günü web tapudan başvuru yapıyor. Çayırova’ Tapu Müdürlüğü cahillik ediyor. Susurluk İlçe Tarım Müdürlüğüne görüş soruyor. Vatandaşın işlemi-vatandaşın suçu olmadığı halde- iptal ediliyor.
Satıcı yeniden başvuruyor. Bu kez işlemler perşembe günü saat 17:00 'da bitiyor. Tabii iş mecburen cuma gününe kalıyor. Cuma günü alıcılardan biri sabah 6’da uçakla yurt dışına gidiyor. Yine satıcı işlemi iptal etmek zorunda kalıyor. Tekrar başvuruyor. Her şey tamam. Sadece alıcılardan birinin ismi değişecek. Sil baştan başlıyor işlem. Çayırova tapu yanlışının farkında bu nedenle işlemleri öne alıyor, hızlandırıyor.
Lakin Susurluk tapu yetki vermekte alabildiğine ağır. Suç Çayırova tapunun ; o zaman niye sıksın kendini. Satıcı ve alıcı Çayırova tapu dairesinde nöbette. Susurluk tapuya yalvarıyor . Satış bugün sonuçlanmazsa 10 günlük bayram tatilinde dolar artar düşer. İş bozulabilir. Bütün emekler boşa gider. Nafile..
Susurluk tapu gayet sakin. Olmaz diyor. Olmuyor. Satıcı bir hafta boyunca uğraşmasına karşın Susurluk tapudan yetki alınamadığı için, kaybediyor. Alıcı 10 günlük tatilde parasının ne olacağı belli olmadığı için kaybediyor. Bu işi organize eden emlakçı komisyon alamadığı için kaybediyor. Alım satım işlemi gerçekleşmediği için vergisel olarak devlet kaybediyor.
Kim kazanıyor???
Susurluk tapunun ilgili memuru ile müdürünün egoları kazanıyor. Tüm bunları da Ak Parti ilçe başkanı Melih Bağırgan biraz üzülerek, biraz sinirlenerek ama çaresiz seyrediyor. Aynı zamanda şahit oluyor. Biz gösteriyoruz! Yorum Sizin.. YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
" Açık Mektup "
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?