SUSURLUK’A DÖNERSEK
Şeker fabrikasındaki üst geçit yıkıldı. Esentepe Mahallesi sakinleri her gün ölümle burun buruna geliyor. Orada yüksekokul var, öğrenciler karşıdan karşıya geçerken her seferinde risk alıyor. Çünkü geçit noktası her iki yönden gelen araçları belli bir...

Şeker fabrikasındaki üst geçit yıkıldı. Esentepe Mahallesi sakinleri her gün ölümle burun buruna geliyor.
Orada yüksekokul var, öğrenciler karşıdan karşıya geçerken her seferinde risk alıyor. Çünkü geçit noktası her iki yönden gelen araçları belli bir mesafeden görmeye uygun değil. Yoldan karşıya geçmeye çalışanlar aniden hızla gelen bir araç ile karşılaşıyor.
Bu alanda yaşanacak kazanın sorumlusu bu üst geçidi yapmak zorunda olanlar.
Kim bunlar?
Niye bu denli duyarsızlar?
Duman köprüsünü sel götüreli bilmem kaç yıl oldu, öylece kaldı. Yeniden inşası için hiç bir hareket yok.
Yerel basında sorulan soruları da kimse üstüne alınmıyor.
Kim yapacak bu köprüyü?
Ne zaman yapacak?
***
Susurluk’ta eğitim öğretim kurumları daha iyisini yapmak için çırpınıyor.
Geçtiğimiz gün ödül töreni için gittiğimiz ilçemizin proje okulu Susurluk Anadolu Lisesi kıt kaynakları ile süper işler kotarmış.
Öğrenci, öğretmen, idareci olarak çok daha fazlasını yapacak kişisel donanıma sahipler.
Lakin iş maddiyatta kilitleniyor.
Görsel sanatlar atölyesi kuracaklar, meraklı ve yetenekli öğrenciler var. Önderlik edecek konusunda uzman öğretmenleri var. Fakat atölyenin tabanını kaplayacak laminatları, duvarlarını boyayacak boyaları, malzemelerini koyacak dolapları yok.
Müzik atölyesi kurmuşlar, ellerindeki üç beş gitar, eski bir piyano ile idare etmeye çalışıyorlar.
Önceden her okulun bir bandosu vardı, ulusal bayramlarda bu bandolar en öne geçer tüm okullara eşlik ederdi. İzleyenlerin tüyleri diken diken olurdu.
Şimdi bir tek okulda bile yok.
Bunun farkındalar, bando kurmak istiyorlar.
Düzenlenen tüm törenlerde Susurluk’u ciddiyetle temsil etmek, bizim için onur olacak diyorlar.
İstedikleri beş on trampet, üç beş borazan, bir zil, bir davul. Koca Susurluk bunu temin edemiyor.
Halkoyunu ekibi kurmuşlar, 29 Ekim’de oyunlarını sergilediler, süperdi.
Kıyafetlerini Mustafakemalpaşa’dan kiralamışlar, kendilerine ait oyun giysileri yok.
Ve ne yazıktır ki bu konuları araştıracak, bu boş vermişlikleri, bu ayıpları gündeme getirecek kimse kalmadı.
Önüne gelen bize Türkçe dersi veriyor, edebiyatçılığımızı sorguluyor. Cümleyi bitirip nokta koymayı bilse, bir de.
Neyse, Susurluk Anadolu Lisesi proje okulu sıfatı ile ilçenin gözbebeği olmaya aday.
İstekleri, örneğin büyükşehir belediyesi için devede kulak bile değil.
Öğrenciler, kendisi de bir öğretmen olan Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’a çok güzel bir portresini çizerek jest yapmışlar.
Başkan Yılmaz’ı ziyaret edip okullarına davet edip, bando ile karşılayacaklar…
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?