Tek Dileğim..
Siyasete fesatlık karıştı mı, çığrından çıkıyor her şey. Yazık oluyor; "daha güzel bir yaşam için fikir üretmek" olması gereken o kavrama. Bırakın daha güzel bir yaşamı var olan çirkinleşiyor. Hatta siyasette kıskançlık isterisine tutulan tiplerin...

Siyasete fesatlık karıştı mı, çığrından çıkıyor her şey. Yazık oluyor; "daha güzel bir yaşam için fikir üretmek" olması gereken o kavrama.
Bırakın daha güzel bir yaşamı var olan çirkinleşiyor.
Hatta siyasette kıskançlık isterisine tutulan tiplerin iğrençleştiğine tanık olmak sıradanlaşıyor.
Benim gençliğimdeki siyasi arenada yoktu bu tür ayak kaydırma, iftira atma, iki yüzlü davranma, arkadan konuşma…
Çıkar peşinde koşmak da gelmezdi kimsenin aklına.
12 Eylül silindir gibi geçti o, siyaseti sadece halk için yapanların üzerinden. Sonrasında hiç ara vermeden sürdü daha güzel bir yaşam yolunda mücadele etme alanını kirletilme uğraşları.
Türk - İslam sentezi, bir sonraki aşama İslam-Türk sentezi ; kadayıfın altı, üstü... derken geldik bugüne.
Şimdi okullarda nereden geldiği, hangi eğitimi aldığı belli olmayan ve muhtemelen iktidar ile pazarlık halindeki bir tarikata bağlı imamlar, bilim yuvası olması gereken okullarda ders veriyorlar.
Bizim en sosyal demokratlar da birilerinin uydurmalarını ön plana çıkarıp koltuk kapma peşinde.
Bizim ayağımız kaydırmak için akla hayale gelmedik dolaplar çevirenler, çocukların bile inanmayacağı iftiralar atanlar, sapıklar, şizofrenler ….mesela.
Bu tiplerin isimlerini tek tek sayabilirim.
Sayamayacaklarım varsa da o, onların sorunu. Çünkü bu , yüze gülüp arkadan konuşmaktır ki, en hafif ifadeyle ayıp!
Neyse...
Bakın arkadaşlar, dostlar; ülkenin temel çelişkisi çok net.
Ve tüm bunlar ortadayken , birileri sosyal demokratlık hatta solculuk adına kalkıp; hayatı faşizme, gericiliğe, yobazlığa , tarikatçılığa... karşı savaşımla geçmiş bizi ; tarikatçılıkla suçlayabiliyor.
Ve ne yazık ki bizi çok yakından tanıyan dostlarımız da bu boş iddialara inanıp bizim ruh sağlığımızla oynadı.
Yeni yeni gelebildik kendimize.
Ve inanının, kendilerine alan açmak ya da bizimle kişisel problemler yaşadıkları için senaryolar yazanları isim isim sayabilirim.
Ama gerek yok.
Diyeceğim tek şey: " Kaybeden ben olmadım; kaybeden seçim üzeri o safsatalara inanan dostlarımız oldu.
Ve ben bugün bu o arkadaşlarımın yüzüne söyledim.
Tek dileğim var: Susurluk için en güzeli olsun!...
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?