YİTİRMEYİN UMUDUNUZU
Bizdeki fetvacıların, “Zamları Allah yapıyor” demesinin, Fransız Burjuva Demokratik Devrimi öncesi rahiplerinin, köylülere “siz toprakta çalışmak için yaratıldınız” telkininden tek farkı vardır. Biri İslam, diğeri Hristiyan dini adına konuştuğunu savunur....

Bizdeki fetvacıların, “Zamları Allah yapıyor” demesinin, Fransız Burjuva Demokratik Devrimi öncesi rahiplerinin, köylülere “siz toprakta çalışmak için yaratıldınız” telkininden tek farkı vardır.
Biri İslam, diğeri Hristiyan dini adına konuştuğunu savunur. Lakin sonuçta her ikisi de egemen güçler için konuşmuşlardır.
Ve her ikisinin de asli görevi egemen güçlerin egemenliğini rahatça sürdürebilmesidir.
Feodal beylerin (toprak sahiplerinin) egemenliği, burjuvazinin (fabrika sahiplerinin) güçlenmesi ile ruhban (kilise) sınıfına karşı yürütülen bilimsel, felsefi… mücadele sonucu çökmüştür.
Ancak; ne yazık ki bizde şeyhlik, şıhlık, tarikatçılık, tekkecilik… yani feodal ideoloji ile mücadele milli burjuvazinin kısa sürede iş birlikçi hale dönüşmesi ile sonuçsuz kalmıştır.
Aydınlanma hareketleri de komünizm geliyor, din elden gidiyor… gibi yaygaralarla bir şekilde bastırılmıştır. Köy Enstitüleri'nin kapatılması bunun en iyi örneklerinden biridir.
Tam bağımsızlık şiarı ile emperyalizme karşı sokağa çıkan üniversite gençliğinin liderlerini asan, köy evlerinde kıstırıp mitralyözlerle, katleden 12 Mart cuntası da aynı yolun yolcusuydu. İktidarın, iktidarlığını sürdürmek.
12 Eylül’ün en Atatürkçü(!) komutanı Kenan EVREN’İN "Türk-İslam sentezi" diye diye özellikle solcu gençlerin üzerinden silindir gibi geçmesi de belli bir görevin sonucuydu.
Günümüz yandaş medyasının tek elden çıkan manşetleri, talimatla yazılar kaleme alan köşe yazarlarının misyonları da iktidar sahiplerinin iktidar kalabilmesi içindir.
Ortalıkta onca yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmış iken;, Gülşen’in yaptığı İmam Hatip şakasının tutuklamaya vardırılmasıyla birlikte barış içinde yaşamaya başlayan gençliğin bir bölümünü konsolide etme çabaları da kolay egemen olma taktiğidir.
Lakin bunların hiçbiri sosyal medyanın karşısında pek işe yarar görünmüyor.
Bilgiye ulaşmanın telefondaki Google kadar yakın olduğu bir devir yaşıyoruz ayrıca.
Yani "din de, vatan de, bayrak de…" at yalanı; idare et, dönemi kapandı.
Görünen o ki; 1789’da Avrupa burjuvazisinin tasfiye ettiği feodal ideolojiyi geç de olsa bizde sosyal medya, internet, Google… tasfiye edecek…
Yitirmeyin umudunuzu!
Yazar: Levent Gündoğan
Devamı
İlginizi Çekebilir

Köşe Yazısı
Bir Linç Daha mı? Susurluk Ne Kaybediyor, Biraz Düşünelim
Son günlerde Efe Dinlenme Tesisleri üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyorum. Bir işletmede tuvalet kullanımından ücret alınması üzerinden başlayan bir tartışma, kısa sürede sosyal medyada büyük bir tepkiye dönüştü.

Köşe Yazısı
POLEMİK SİYASETİ BİTTİ ÇÖZÜM DOĞRU YOL'DA...
Ankara koridorlarında veya ekran ekran dolaşan polemik dizilerinde siyaset, uzunca bir süredir gerçek işlevinden koparılıp bir illüzyon şovuna dönüştürüldü. Ana muhalefet liderliğinin "İktidarı rahatsız ettik" cümlesini bir başarı kriteri gibi kamuoyuna sunması, mevcut siyasi akıl tutulmasının en yalın özetidir. Rakiplerin sinir uçlarıyla oynamayı, toplumsal sorunların çözümünün önüne koyan bu mantık; siyaseti icraat makamı olmaktan çıkarıp bir "psikolojik harp" alanına indirgemektedir.

Köşe Yazısı
ZEHİRDE SENSİN, PANZEHİRDE. NE OLMAK İSTEDİĞİNE KARAR VERME ZAMANI
Masum, ruhu saf dupduru kalbi yüreği kadar güzel yarının umut dolu genç kadeşlerim. Hayat dediğin işte tamda bu. Nefes alıp vermenin dışında yaşanmışlıkları nasıl yorumladığın, yorumlarında kendini nereye koyduğun. Kimse yanmadığı ateşin dumanının onun ruhunda bıraktığı izin derinliğini bilemez, yanış olarak görünen, yanan beden gibi görünsede eksilen ruhdandır.

Köşe Yazısı
GÜZEL BAŞLANGIÇ
2026/27 sezonu start verdi ve bizim için keyifli bir başlangıç oldu. Güzel oyun, güzel skor getirdi. Yapılması gereken şeyleri doğru yaptığınız zaman sonuç elde etmemeniz imkansız. Beni en çok sevindiren şey kadroda ki genç ve tecrübeli oyuncuların beraber kullanılmasıydı.

Köşe Yazısı
Yeni Parti'ye Saldıranlara Bakmayın
Yeni Parti'ye saldırı başladı. Gerekçe malum: Çerçeve Yasa'ya evet demesi. İktidar yine bildiğini yapıyor. Satranç tahtasını kuruyor, taşı öyle bir yere koyuyor ki, bütün gözler o hamleye kilitleniyor. Ve her seferinde başarıyor.

Köşe Yazısı
BANDIRMASPOR TAM NOT
İlk maçında, acaba nasıl bir Bandırmaspor izleyeceğiz derken, ilk 15 dakikaya 2 gol sığdıran Bandırmaspor’a maçın sonunda gerçekten tam not...

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Köşe Yazısı
Aynı Film, Farklı İsim Olmasın
Yeni Parti kuruldu, umarım CHP'nin kötü bir kopyası olmaz. Düşünceye saygı duymayan, kendisi gibi düşünmeyeni ilk fırsatta ötekileştiren, etiketleyen bir siyaset dili olmasın yani. Çünkü bu dil milleti yordu.

Köşe Yazısı
EGE SESSİZ DEĞİŞİM KÜLTÜREL MİRAS MI, EGEMENLİK AŞINMASI MI?
Ege kıyılarında son dönemde gözlemlenen hareketlilik, ilk bakışta sadece yaz turizminin ya da komşuluk ilişkilerinin doğal seyrinden ibaret görülebilir. Ancak Ayvalık ile Midilli hattındaki yoğun gidiş gelişler, bölgedeki tarihi ibadethanelere yönelik adımlar ve geçmişte kalmış idari unvanların yeniden gündeme taşınması, konuyu basit bir kültürel etkileşimin çok ötesine taşıyor. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve uluslararası antlaşmaların çizdiği sınırlar açısından bakıldığında, yanıtlanması gereken kritik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan bu diplomatik ve dini hamleler Türkiye’ye ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?